.
Bizi Arayın - 0850 346 72 06
dünya bizimle havaya giriyor

ERCEFE MAKİNA SANAYİ 

EVO Sanayi tipi fanlı elektrikli ısıtıcı, evo sanayi tipi bacalı, bacasız mazotlu ısıtıcı fiyatları
MAVİ YEŞİL TÜRKİYE
 
Türkiye’miz, eşi olmayan tarihi ve arkeolojik yapıtlara, insanı büyüleyen coğrafi güzelliklere sahip bulunmakta.
Ülkemiz batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine, sahip olduğu tabii güzellikler ile gök mavisi denizi, yaylaları, ormanları ile tarihi ve arkeolojik kalıntıları ile Akdeniz’in popüler turizm destinasyonlarından biri haline geldi.
 
MAVİ YEŞİL TÜRKİYEMAVİ YEŞİL; TÜRKİYE

     Doğa, insanların daha iyi bir yaşam sürmesi için rengarenk güzellikler sunar.
İnsanlar doğaya baktıkça güzel şeyler düşünmeye başlar. Göller, ormanlar, şelaleler, mağaralar hep insanın güzel düşünmesi ve mutlu yaşaması için yaratılmıştır. Doğa bizlere çeşitli nimetler de sunar.
Ağaçlarından meyveler yiyebileceğimiz korular, üzerinde koşacağımız çimler, yağmurdan sonra oluşan toprak kokusu hep bizim içindir. Doğa, evren insan için yaratılmıştır. 
 
Doğa insanın emrinde hareket eden bir varlıktır. İnsan doğadan üstündür ve üstün gelecektir. İnsan doğayı yönettiği sürece doğa insanlara güzellikler sunmaya devam edecektir. Özellikle ülkemiz dünyanın en güzel yerlerinden birine sahiptir. 
 
Her yerinde farklı mevsimlerin ve bitkilerin yetiştiği coğrafyamızda doğal ve tarihi güzelliklerimiz sayesinde turizmimiz gelişmekte ve insanlar doğayı görmek için ülkemize gelmektedir. Doğanın ve ülkemizin kıymetini bilelim. 
 
Doğayı kirletenlere fırsat vermeyelim. Doğayı kirletenler aslında hem bizim beynimizi hem de geleceğimizi kirletmektedir.

 
Türkiye’miz, eşi olmayan tarihi ve arkeolojik yapıtlara, insanı büyüleyen coğrafi güzelliklere sahip bulunmakta.
Ülkemiz batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine, sahip olduğu tabii güzellikler ile gök mavisi denizi, yaylaları, ormanları ile tarihi ve arkeolojik kalıntıları ile Akdeniz’in popüler turizm destinasyonlarından biri haline geldi.

Türkiye’nin değişik abuhavasal şartları içinde, ayni günde dört mevsimin yaşanabildiği bir coğrafyaya sahip olması da ülkemiz turizmi açısından büyük bir avantaj..

Ülkemizin, üç tarafının denizlerle çevrilmiş olması sebebiyle kıyılarımız çok güzel plajlarla, koylarla, körfez ve yarımadalarla, limanlar ile donanmıştır.

Bilhassa güney kıyılarımızda yaz mevsiminin uzun sürmesi ile yaz turizminin canlı olması, kış turizmine uygun coğrafi yapımız ile turizm her gün geçtikçe ehemmiyetli bir sektör olmaya başlamıştır. 
 
TÜRKİYE'mizin Doğal Güzelliklerinden Bazıları:
 
ALTINBEŞİK DÜDENİ
Dünyanın en ilginç mağaralarından birisidir. Toros Dağlarının altındaki bu ilginç yeraltı Dünya’sını görmek için özel hazırlık ve gereçler gereklidir. Yer altında çok sayıda mağara ve göl vardır. Bu göllerin su seviyeleri farklı olup aralarında çağlayanlar oluştururlar.

Mağaralarda dev boyutlarda sarkıt ve dikitler mevcuttur. Bu mağara ve göllerin milyonlarca yıllık bir sürecin sonucu oluştuğu bilinmektedir. Konu ile ilgilenenler ve cesur tırmanıcılar için eşi bulunmaz bir doğa harikasıdır.

DAMLATAŞ MAĞARASI
Alanya’dadır. Sarkıt ve dikitler ihtiva eder. Mağara içindeki havanın nemlilik oranı % 90 civarındadır. Tedavi amacıyla da kullanılmaktadır.
 
KARAİN MAĞARASI
Yapılan kazılardan, bölgenin günümüzden 50 000 yıl kadar öncede yerleşim merkezi olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Türkiye’nin içinde insan yaşamış en büyük mağarasıdır.

KAPADOKYA
Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.apadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları’nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya’nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu’nun da önemli kavşaklarından biridir.

FALEZLER
Antalya’nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölgedir. Bu ilginç jeolojik yapı aynı zamanda doğal arıtma sistemi işlevi ile körfezin temizliğine önemli bir katkı sağlamaktadır.Antalya’nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölgedir. Bu ilginç jeolojik yapı aynı zamanda doğal arıtma sistemi işlevi ile körfezin temizliğine önemli bir katkı sağlamaktadır. 
Antalya ile Fethiye arasında bulunan “Likya Bölgesi”, tarihi ve turistik birçok değerlerininyanısıra

BAKIR DAĞLARI

yöreyi tümüyle kaplayan ve kendi aralarında 4 bölüme ayrılan “BEYDAĞLARI” ile ünlüdür. En yüksek noktasının 3070 metre ile”Kızlarsivrisi” nin olduğu Beydağları “Tahtalıdağlar”, “Bakırdağları”, “Merkezi Beydağları” ve “Güneybatı Bölümü Beydağları” gibi alt katagorilere ayrılmaktadırlar.
Kızlarsivrisi

Bölgedeki akarsuların ortak amacı Akdeniz’e ulaşmaktadır.En güzelleri Antalya’nın;

15 km. kuzeyindeki DÜDEN ŞELALESİ

18 Km. batısındaki KURŞUNLU ŞELALESİ

ve Manavgat’ın 3 Km. kuzeyindeki MANAVGAT ŞELALESİ’dir.

DAMLATAŞ MAĞARASI

Alanya’dadır. Sarkıt ve dikitler ihtiva eder. Mağara içindeki havanın nemlilik oranı % 90 civarındadır. Tedavi amacıyla da kullanılmaktadır.
 
KARAİN MAĞARASI
Yapılan kazılardan, bölgenin günümüzden 50 000 yıl kadar öncede yerleşim merkezi olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Türkiye’nin içinde insan yaşamış en büyük mağarasıdır.

SAKLIKENT
Sadece 45 km. uzaklaşılınca 3000 m. yüksekliğe ulaşan Saklı Yaylasında kurulu Saklıkent’e varılır. Kış sporlarına elverişli bir yerdir Saklıkent. Aynı gün içinde Antalya plajlarından denize girebilir ya da Saklıkent’te kayak yapabilirsiniz

İNSUYU MAĞARASI

Burdur İnsuyu Mağarası, Burdur-Antalya Karayolu üzerinde, Burdur’a 15 km. uzaklıkta bulunan ve ülkemizde turizme ilk açılan mağaradır. 597 m. Uzunluğundadır. Su yüzeyine paraleldir. İçinde akarsular ve göller bulunmaktadır.

Mağara ilk kez mağarabilimci Jeolog Dr. Temuçin AYGEN tarafından bulunmuş ve dönemin Valisi Vefik KİTAPÇIGİL’in çabalarıyla 1966 yılında turizme açılmıştır.

597 metrelik bölümü gezilebilen mağaranın içinde birbirleriyle bağlantılı irili ufaklı dokuz göl vardır. Bunlardan “Büyük Göl” adıyla anılanı 512 m2’lik alanıyla Türkiye’nin en büyük yer altı 
gölüdür.
 
Oluşumu 10 milyon yıl öncesine dayanan mağara, yukarıdan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla oluşan kolonlar ve tavandan aşağıya sarkan kalker birikintileriyle bir saray görünümündedir. Dilek Gölü’nde bulunan dikit, 6 metrelik boyuyla Türkiye’nin en büyük dikiti ve bir doğa harikasıdır.

Burdur İnsuyu Mağarası, Burdur-Antalya Karayolu üzerinde, Burdur’a 15 km. uzaklıkta bulunan ve ülkemizde turizme ilk açılan mağaradır. 597 m. Uzunluğundadır. Su yüzeyine paraleldir. İçinde akarsular ve göller bulunmaktadır. 

TÜRKİYE'mizin Tanıtım Vidyosu   


Müzik : Can ATİLLA , Vidyo Anonim.
 
Türkiye Topraklarında Yıllara Meydan Okuyan 10 Tarihi Yapı


Değerini bilsek de bilmesek de Ülkemizde olduğuna şükretmemiz gereken, dünyanın kıskandığı, yıllara mekan okuyan birçok esere sahibiz. Ülkemizde yer alan bu eserler nerdeyse hiç bozulmadan günümüze kadar gelmiştir.Değerini bilsek de bilmesek de Ülkemizde olduğuna şükretmemiz gereken, dünyanın kıskandığı, yıllara mekan okuyan birçok esere sahibiz. Ülkemizde yer alan bu eserler nerdeyse hiç bozulmadan günümüze kadar gelmiştir.

  
AYASOFYA 


İstanbul'da tarihi bir müze. Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından MS 532 - 537 yılları arasında İstanbul'un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup, 1453 yılında İstanbul'un Türkler tarafından alınmasından sonra, Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1935 yılından beri ise müze olarak hizmet vermektedir. Ayasofya, mimari bakımdan, bazilika planı ile merkezi planı birleştiren, kubbeli bazilika tipinde bir yapı olup kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle mimarlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınır.İstanbul'da tarihi bir müze. Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından MS 532 - 537 yılları arasında İstanbul'un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup, 1453 yılında İstanbul'un Türkler tarafından alınmasından sonra, Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1935 yılından beri ise müze olarak hizmet vermektedir. Ayasofya, mimari bakımdan, bazilika planı ile merkezi planı birleştiren, kubbeli bazilika tipinde bir yapı olup kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle mimarlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınır.

Binanın adındaki “sofya” sözcüğü herhangi bir kimsenin adı olmayıp, eski Yunanca’da “bilgelik” anlamındaki sophos sözcüğünden gelir. Dolayısıyla “aya sofya” adı “kutsal bilgelik” ya da "ilahi bilgelik” anlamına gelmekte olup, Ortodoksluk mezhebinde Tanrı'nın üç niteliğinden biri sayılır.  6. yüzyılın ünlü mimarlarından Milet'li İsidoros ve Tralles'li Anthemius'un yönettiği Ayasofya’nın inşaatında yaklaşık 10.000 işçinin çalıştığı ve Jüstinyen'in bu iş için büyük bir servet harcadığı belirtilir. Bu çok eski binanın bir özelliği yapımında kullanılan bazı sütun, kapı ve taşların binadan daha eski yapı ve tapınaklardan getirilmiş olmasıdır.

Bizans döneminde Ayasofya büyük bir “kutsal emanetler” zenginliğine sahipti. Bu emanetlerden biri de 15 metre yüksekliğindeki gümüş İkonostasisti. Konstantinopolis Patriği'nin patrik kilisesi ve Ortodoks Kilisesi’nin bin yıl boyunca merkezi olan Ayasofya, 1054 yılında Patrik I. Mikhail Kiroularios'un Papa IX. Leo tarafından Aforoz edilmesine şahitlik etmiştir, genel olarak bu olay Schisma'nın yani Doğu ve Batı kiliselerinin ayrılmasının başlangıcı sayılır.

ASPENDOS

veya Belkıs Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan amfi tiyatrosuyla meşhur bir antik kenttir.
veya Belkıs Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan amfi tiyatrosuyla meşhur bir antik kenttir.
Aspendos, Serik ilçesinin 8 kilometre doğusunda, Köprüçayı'nın dağlık bölgesinden düzlüğe ulaştığı yerde M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş ve antik devrin mamur zengin kentlerinden biridir. Buradaki Tiyatro M.S. 2. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilmiştir. Kent biri büyük, biri küçük iki tepe üzerine kurulmuştur.
Coğrafyacı Strabon ve Pamponrus Mela, Kentin Agruslularca kurulduğunu yazarlar. Bölgeye MÖ 1200'den sonra Yunan göçleri olmuştur oysa Aspendos adının kaynağı Rumlardan önceki yerli Anadolu dilidir. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olduğu ve Köprüçay Irmağı ile limana bağlandığı için Aspendos, her çağda ele geçirilmek istenen kentler arasında yer almıştır.

Aspendos'un en önemli yapısı tiyatrosudur. Antik tiyatrolar arasında en iyi şekilde korunarak gelmiş bir açık hava tiyatrosudur. Bu tiyatro Anadolu'daki Roma Tiyatrolarının günümüze sahnesi ile ulaşabilen en eski ve sağlam bir örneğidir. Mimarı Aspendoslu Theodorus'un oğlu Zenon'dur. Antonius Piu zamanında yapımına başlanmış Marcus Aurelius zamanında tamamlanmıştır (138-164). Tiyatro, kentin yerli tanrıları ile imparator ailesine sunulmuştur.

SARDES  ARTEMİS TAPINAĞI
  
Sardes’ de çok iyi korunmuş olarak kalan yapılardandır. Tmolos Dağı’nın sırtları ile eski Lydia merkezinin akropolü arasında yer alan bu güzel tapınak antik çağa ait en göz alıcı kalıntıları oluşturmaktadır.Sardes’ de çok iyi korunmuş olarak kalan yapılardandır. Tmolos Dağı’nın sırtları ile eski Lydia merkezinin akropolü arasında yer alan bu güzel tapınak antik çağa ait en göz alıcı kalıntıları oluşturmaktadır.

EFES CELSUS KÜTÜPHANESİ 

İzmir, Selçuk'a bağlı Efes'te bulunan bir kütüphane kalıntısı. Roma döneminde 110-135 yılları arasında inşa edilen kütüphane iki katlıdır. Zamanında 14.000 kadar kitaba ev sahipliği yaptığı düşünülmektedir.

Yapının kalıntıları üzerinde yapılan çalışmalar, ön cephenin iki katlı görünümüne karşın, yapının üç katlı olduğunu göstermektedir. El yazmaları rulolar halinde, galerilerden oluşan üst katlarda saklanmıştır. 3. yüzyılda bölgeyi etkileyen depremler sırasında okuma salonu yanmış, ancak daha sonra tamir edilmiştir. Ön yüzünün yine Orta Çağ'da yaşanan bir deprem sonucu yıkıldığı sanılmaktadır. Depremde ön cephesi haricinde diğer kısımları yıkıldığından uzunca bir süre sonradan yapılan bir çeşmenin görkemli arka duvarı olarak kullanılmıştır.

AFRODISIAS

Afrodisias, Tanrıça Afrodit'e adanmış birçok eski çağ kentinin ortak adı. Afrodisias (ya da Aphrodisias) adlı kentlerin en ünlüsü, Anadolu'nun güneybatısında, eski Karia bölgesinde, günümüzdeki Aydın iline bağlı Karacasu ilçesinin merkez bucağına bağlı Geyre köyünün bulunduğu yerdeydi. Arkeolojik kazılar başladıktan sonra Geyre köyü taşınmıştır.

M.Ö. 5. yüzyılda kurulan kent, Roma İmparatorluğu döneminde gelişmiş, M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 5. yüzyıllar arasında, başta heykelcilik olmak üzere önemli bir sanat merkezi haline gelmiş, Afrodit tapınağıyla ve Afrodit adına yapılan törenlerle ün salmıştır

AFRODİSİAS STADYUMU

Afrodisias Stadyumu, kentin en iyi korunmuş ve en görkemli yapıtı olmakla birlikte Ege bölgesindeki eski stadyumlardan en iyi korunanıdır. Kentin kuzeyinde yer alan stadyum, dünyanın en önemli antik yapılarından birisidir. Şehrin kuzeyinde olan stadyum 262 metre uzunluk, 50 metre genişlik ve 30.000 izleyici alabilecek oturma sıralarına sahiptir. StadyumElips plan tüm seyircilerin etkinlikleri rahat izlenmesini sağlıyordu. Genellikle atletizm ağırlıklı spor etkinlikleri için kullanılan stadyumlar, gerektiğinde halk oylamaları ve diğer yarışmalar içinde kullanılırdı.

Roma devrinde stadyum birçok atletizm müsabakalarına ve festivallere sahne olmuştur. Bu müsabakalar, Asya Minor'unda, Yunanistan'daki Olimpik ve Pythian oyunlarının bir modeli halindedir ve Yunanistan'daki aynı tip oyunlara verilen isimleri almışlardır. Bu Roma izninin alındığını gösterir ve bu iznin alınması onur işareti olarak düşünülmüştür. Aphrodisias'ta bu oyunlar, Olimpik değil de Pythian olarak kabul edilir. Bunlar İmparatorluk onuru olarak düzenlenen Godineia festivalleriyle tamamlanmıştır. Stadyuma doğu ve batıda yer alan iki tonozlu galeriden giriliyordu. İ.S. 7. yüzyılda tiyatroda ciddi hasarlara yol açan depremden sonra, stadyumun doğusundaki yarım yuvarlak kısmı, duvarlarla yuvarlak bir hale getirilmiş ve arena olarak kullanılmıştır. Oturma sıraları kendi devrinde dükkan ve depo olarak kullanılmış olan, eğik tonozlar üzerine yapılmıştır.

ANTONİNLER ÇEŞMESİ

MS 161 – 180 yılları arasında Roma İmparatoru Marcus Aurelius zamanında yapılmış ve Roma İmparatorluğu'nun prestij göstergesi olarak inşa edilmiştir. MS 500 yılında yaşanan depremde yıkılan ve toprak altında kalan Antoninler Çeşmesi yedi farklı renkteki taşları ile dikkat çekiyor.

Şelaleli bir çeşme olan Antoninler Çeşmesi'nde ışık oyunlarına imkân veren Afyon mermeri kullanılmış. İkisi tanrı Dyonysos'a ait olan çok sayıda heykelle süslü.

28 metre uzunluğunda 9 metre yüksekliğinde ki yapının tümü tanrı Dionysos'a ithaf edilmiş semboller yer alır. Çeşmenin nişlerinde yer alan heykellerden ikisi Dionysos'a aittir.

Yaklaşık olarak MS 6. yüzyılda meydana gelen depremde büyük zarar görmüştür. Yapılan kazılarda yalnızda Dionysos heykelleri bütün olarak bulunmuştur. Dionysos heykellerinin bulunduğu nişlerin dışındaki nişlere diğer yapılardan edinilen heykeller yerleştirilmiştir. Çeşme, MS 650 yılında meydana gelen ikinci depremle yıkılmıştır.

MAMURE KALESİ

1500 yıllık Mamure Kalesi Akdeniz kıyısında en iyi şekilde korunmuş Orta Çağ kalelerinden biridir. Zafer kazanan Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar gibi farklı orduların üsluplarını taşıyan özgün bir Orta Çağ tahkimatına sahiptir. 23.500 metrekarelik bir alanı kaplayan kale Türkiye’nin en büyük kalelerindendir.

Mamure Kalesi, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış bu topraklarda insanlık tarihinin önemli aşamalarına tanıklık eder. Kale’nin mimari ögeleri farklı uygarlıkların egemenlik dönemlerinde inşa edilmiştir. Bu nedenle, inşa edildiği döneme özgü mimari özellikler taşır.

Savunma açısından mükemmel bir konuma sahip kale, çevresinin saran bölgede denize hükmeder durumdadır. Gözetleme kuleleri özellikle güneyde yer alan ana kule, kalenin görüş açısını genişletir. Kale burcunda yer alan mazgallı siper ve kara tarafında kalenin etrafını saran hendek alanı savunma sisteminin diğer elemanları arasındadır. Mazgallı siper ve gözetleme kulelerinin pencereleri, kale içinden ok atışını kolaylaştıran fakat dışarıdan gelen atışları zorlaştıran iç kısımda daha geniş olmak üzere V şeklindedir.

Karamanoğulları tarafından inşa edilmiş tek minareli cami 16. yüzyıl Osmanlı mimarisinin niteliklerini yansıtır. Onarım geçiren tarihi cami hala kullanılmaktadır. Kalenin kuzeyinde yer alan hamam yapısının da Karamanoğulları tarafından inşa edildiği düşünülür. Hamamın giriş kısmı yıkılmış diğer kısımları ise hala ayakta



İLK TÜRK CAMİSİ
  
Selçuklular zamanında Anadolu'da kurulan ilk Türk camisidir. 1072'de kurulmuştur. Kars ilinin Arpaçayilçesindeki Ani antik şehri içinde bulunan cami Seddatoğulları'ndan Ebu Süca Manucehr tarafından yaptırılmıştır. Caminin tavanlarında renkli taşlardan yapılmış geometrik süslemeler bulunmaktadır.Selçuklular zamanında Anadolu'da kurulan ilk Türk camisidir. 1072'de kurulmuştur. Kars ilinin Arpaçayilçesindeki Ani antik şehri içinde bulunan cami Seddatoğulları'ndan Ebu Süca Manucehr tarafından yaptırılmıştır. Caminin tavanlarında renkli taşlardan yapılmış geometrik süslemeler bulunmaktadır.
  

AİZANOİ TAPINAĞI

Kütahya şehir merkezine 58 kilometre uzaklıkta, Çavdarhisar ilçesinde bulunan antik bir kenttir. Öyle sanılıyor ki ismi Zeus'un kızı su perisi Erato ile Arkadya ulularından Kral Arkas'ın oğlundan gelmektedir. Aizanoi kültürel yapısıyla sanat çevreleri tarafından ikinci Efes unvanını almıştır.

Kütahya bürokrasisi son yıllarda az da olsa gelişen Aizanoi tanıtımıyla umutludur. Kentte dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınağı, dünyanın ilk örneklerinden Stadyum-Tiyatro kompleksi, dünyanın ilk borsa yapısı vardır. Bu borsa yapısı 1970 Gediz Depreminde caminin yıkılmasıyla ortaya çıkmıştır. Bunun dışında nekropoller, olimpiyat şeref tribün abidesi, 4 köprü da vardır ki bunların çok kötü şekilde restore edilmiş ikisi hala kullanılmaktadır. Bunun dışında Meter Steunne alanı ve tüneli önemli bir eserdir.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
türkiye, türkiye tanıtım, mavi yeşil, doğa, türkiyenin doğası, türkiyenin turizm yerleri, türkiyede gezilecek yerler, türkiyenin güzellikleri, türkiyenin yeşil yerleri, türkiyenin önemli yerleri, doğa, mavi, yeşil, türkiyenin tanıtımı, türkiye tarihitürkiye, türkiye tanıtım, mavi yeşil, doğa, türkiyenin doğası, türkiyenin turizm yerleri, türkiyede gezilecek yerler, türkiyenin güzellikleri, türkiyenin yeşil yerleri, türkiyenin önemli yerleri, doğa, mavi, yeşil, türkiyenin tanıtımı, türkiye tarihi

E-mail:    info@ercefe.com.tr    -  satis@ercefe.com.tr

Tel / Fax : 0850 346 72 06

Web Sitemiz 256 bit RTL Positive SSL ile Korunmaktadır.

ERCEFE MAKİNA SANAYİ ve TİCARET LTD.ŞTİ.
 
Ercefe Makina Facebook Ercefe Makina Google+ Ercefe Makinaki İnstagram Ercefe Makina Pinterest Ercefe Makina You Tube


Havalandırma, Fan Aspiratör Fiyatları, Endüstriyel Fan Çeşitleri, Çatı Baca Tipi Fan Grupları, Exproof Fanlar, Salyangoz Fanlar, Yangın Duman Egsoz Fanları, Duman Tahliye ve Jet Fanlar, Sanayi Tipi Aksiyel Fanlar, Havalandırma Fan Çeşitleri ve Fiyat Listesi, ERCEFE MAKİNA SANAYİ